İzlandalı kadınların 50 yıldır durdurulamayan eşitlik mücadelesi: Kvennafrí

İzlandalı kadınların 50 yıldır durdurulamayan eşitlik mücadelesi: Kvennafrí
Eşitlik mücadelesi = Sınıf mücadelesi

İzlandalı kadınların başlattığı "Kvennafrí" (Kadınlar Günü Boşluğu) hareketinin 50. yılı, başkent Reykjavik’te geniş bir katılımla kutlandı

İzlandalı kadınların başlattığı ve temelini kadınların ücretli işlerde düşük ücret almasıev işi ve bakım emeğinin görünmezliği ile toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki eksiklerin oluşturduğu bu tarihi hareketin 50. yıl dönümü, geçtiğimiz hafta ülke genelinde kadınların tüm ev ve ücretli/ücretsiz işlerini bırakması sonrası büyük bir eylem dalgasına dönüştü. İlk kez 1975'te gerçekleştirilen bu grev, yarım asır sonra bile toplumsal karşılığının ne denli güçlü olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Eylemlerin ardından Başmüfettiş Yardımcısı Hjördís Sigurbjartsdóttir, yaşananları şu sözlerle değerlendirdi: "Her şey gerçekten çok iyi gitti. Hava mükemmeldi ve şehirde çok sayıda insan vardı. Yaklaşık elli bin kişi olduğu tahmin ediliyor ve polisin müdahalesini gerektirecek hiçbir şeyin olmadığı, sadece gerçekten güzel bir gündü."

Organizasyonu feminist grup Rauðsokkahreyfingin'den devralan güncel organizatörlerden Inga Auðbjörg Straumland ise, katılımın büyüklüğü karşısındaki şaşkınlıklarını gizleyemedi: "Bu büyük katılımdan, tarih yürüyüşünün ve harika programın bize verdiği ilhamdan doğal olarak hepimiz heyecan duyuyoruz. Kadınların bir araya gelip haklarımız için mücadele edebileceğimizi gösterdiğini düşünüyorum."

Bu yılki eylemin talepleri, yalnızca maaş eşitliğiyle sınırlı kalmadı; aynı zamanda kadınlara ve ikilik dışı (non-binary) bireylere yönelik yaygın cinsiyete dayalı şiddetin ve ayrımcılığın sona ermesini talep etti. İzlanda Başbakanı da dahil olmak üzere birçok kadın kabine üyesinin iş bırakarak eyleme destek vermesi, grevin toplumsal ve siyasi etkisini çarpıcı biçimde gözler önüne serdi.

Peki, bu güçlü toplumsal hareketin temeli, 50 yıl önce 24 Ekim 1975'te nasıl ve hangi koşullar altında atıldı?

1975 Reykjavik Eylemi

1975: İzlandalı kadınların yüzde 90'ının gücü ve etkisi

24 Ekim 1975 tarihinde Reykjavík’te gerçekleşen protesto ve eylemler, bu hareketin başlangıç noktasını oluşturmuştu. Yarım asır önce, toplumsal eşitsizlik, ücretlerdeki adaletsizlik ve erkek egemen düzenin baskılarına karşı İzlanda’daki kadınların yüzde 90’ı greve giderek ve iş bırakarak ülkedeki iş ve emek gücündeki önemlerini ve konumlarının hak ettiği eşitliğin önemini gözler önüne serdi.

Ancak bu eylem “grev” olarak değil, “Kvennafrí” – Kadınlar Günü adıyla anıldı. Bu adlandırma tercihi, bir tesadüf değildi: Hareketin amacı yalnızca işçi kadınları değil, toplumun her kesiminden kadınları kapsayan bir dayanışma ve farkındalık yaratmaktı. Organizasyonu feminist grup Rauðsokkahreyfingin (Red Stockings) başlatmış, sendikalar ve bazı siyasi partiler de bu yeni oluşumu desteklemişti.

1975 Reykjavik Eylemi

O gün 25 binin üzerinde kadın, başkent merkezinde toplandı. Ülke çapında okullar kapandı, fabrikalar durdu, ofisler sessizliğe büründü. Erkekler çocuklarını işe götürmek zorunda kaldı; bazı bölgelerde çocuk sesleri ofisleri doldurdu. Bu nedenle gün, İzlanda tarihinde “The Long Friday – Uzun Cuma” olarak anılmaya başlandı, ancak dönemin kaynakları erkeklerin bu tanımlamayı ‘alaycı bir tavırla’ gerçekleştirdiğini de döneme düşülen notlar arasında belirtiyor.

Eylemin geniş destek bulması sonucu İzlanda Parlamentosu cinsiyet eşitliği yasalarını hızla gündeme aldı. 1975 grevinin doğrudan bir sonucu olarak okunabilecek şekilde, beş yıl sonra dünyada demokratik yollarla seçilen ilk kadın devlet başkanı Vigdís Finnbogadóttir İzlanda’dan çıktı.

Power of Women, 1975

Küçük nüfusun büyük etkisi ve toplumsal dönüşüm

İzlanda hakkında yabancıların dikkatini en çok çeken detay, nüfusudur. Şu anda yaklaşık 389 bin olan ülke nüfusu, 1975’te sadece 216 bin civarındaydı.

Bu nüfus bazındaki ‘küçük olma durumu’, toplumsal hareketler açısından bazen avantajlar da sağlayabiliyor. Kadın grevi, bunun en çarpıcı örneği; bir gün süren bir dayanışma eylemi, ülkenin siyasal, ekonomik ve kültürel dokusunu ilk gün itibarıyla değiştirdi. Ülkedeki bu alandaki kadınların tüm kazanımlarının, toplumun, devletin ve erkeklerin bu alandaki farkındalıklarını artırdığı ve bir eylem planına dönüştürdüğü görülüyor.

1975 yılında İzlanda Parlamentosu’nda (Alþingi) bulunan 63 milletvekilinden sadece üçü kadındı, yani yaklaşık sadece yüzde 5Bugün ise bu oran yüzde 46’ya (29 kadın milletvekili) ulaştı. 2025 yılında İzlanda’nın cumhurbaşkanı, başbakanı, dışişleri bakanı ve piskoposunun da kadın olduğunu belirtmek, yazı içindeki belki de yazarken en keyif aldığım cümle olabilir.

Bu dönüşüm, yalnızca temsili artırmakla kalmadı; toplumsal eşitliğin ekonomik büyüme ve refah ile doğrudan ilişkili olduğunu da gösterdi. Toplumsal cinsiyet eşitliği arttıkça, yoksulluk azaldı; inovasyon ve yaşam kalitesi yükseldi. Peki bugün sorunlar tamamen ortadan kalktı mı? Hayır, ancak ‘75 eylemliliği ile açılan yolun yarattığı farkındalık ve dirençle çoğu konunun çözüme ulaşma ihtimali ve görünürlüğü tarihte hiç olmadığı kadar yüksek.

Sonuç: Durdurulamayan eşitlik yürüyüşü

Yıllardır uluslararası Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Endeksi'nde birinci sırada yer almakla övünen İzlanda’nın, 50. yıl anmasında bile “eşitlik tamamlandı” diyememesi ise toplumsal yüzleşmenin en önemli farkındalıklarından biri olarak kabul edilebilir. 1975’ten bu yana eylemler 1985, 2005, 2010, 2016, 2018 ve 2023 yıllarında tekrarlandı. 2018 eylemi #MeToo hareketiyle birleşerek cinsel tacizle mücadeleye odaklandı.

Bugün İzlanda’da 25’ten fazla çalışanı olan tüm işyerlerinde “eşit ücret standardı” uygulaması yasal zorunluluktur. Yine de kadınların yoğun olduğu sektörlerde maaş farkı ve bakım emeğinin değersizleştirilmesi sürüyor.

Bu durum, İzlandalı kadınların 50 yıl önce başlattığı, ücretli ve ücretsiz emeğin eşit değerde olduğu bir toplum hayalinin, küresel ölçekte ulaşılması gereken bir hedef olmaya devam ettiğini gösteriyor. Kvennafrí, İzlanda tarihinden bir anı değil, eşitlik mücadelesinin asla bitmeyen, daima evrilen ve toplumu ileri taşıyan yaşayan bir manifestosudur.

Read more

İzlanda'da AB Referandum Tarihi Netleşti: 29 Ağustos 2026

İzlanda'da AB Referandum Tarihi Netleşti: 29 Ağustos 2026

İzlanda ile Avrupa Birliği arasında 2014 yılında durdurulan müzakere süreci yeni bir aşamaya geçiyor. Uzun süredir Avrupa’daki siyasi kulislerde tartışılan referandum ihtimali nihayet resmiyet kazandı. Başbakan Kristrún Frostadóttir liderliğindeki hükümet, Avrupa Birliği ile yarım kalan müzakerelerini yeniden başlatmak ve masaya tekrar oturulup oturulamayacağına karar vermek için 29 Ağustos 2026&

İzlanda’da Katolik Kilisesi’nin Dönüşüm Terapisini Savunması Siyasi Krize Yol Açtı

İzlanda’da Katolik Kilisesi’nin Dönüşüm Terapisini Savunması Siyasi Krize Yol Açtı

İzlanda’nın kamu yayın kuruluşu RÚV’da Anna Gyða Sigurgísladóttir tarafından hazırlanan Meining podcast'i ile başlayan tartışmaya İzlanda hükümetinden çok net bir sınır çizildi. Katolik Kilisesinin LGBTİ+lara yönelik "değişim" telkinlerini bir yardım faaliyeti olarak sunmasına tepki gösteren Dışişleri Bakanı Þorgerður Katrín Gunnarsdóttir, dini özgürlüklerin temel