İzlanda’da Katolik Kilisesi’nin Dönüşüm Terapisini Savunması Siyasi Krize Yol Açtı

İzlanda’da Katolik Kilisesi’nin Dönüşüm Terapisini Savunması Siyasi Krize Yol Açtı
Katolik Kilisesi Şansölyesi Jakob Rolland (Anna Gyda Sigurgísladóttir)

İzlanda’nın kamu yayın kuruluşu RÚV’da Anna Gyða Sigurgísladóttir tarafından hazırlanan Meining podcast'i ile başlayan tartışmaya İzlanda hükümetinden çok net bir sınır çizildi. Katolik Kilisesinin LGBTİ+lara yönelik "değişim" telkinlerini bir yardım faaliyeti olarak sunmasına tepki gösteren Dışişleri Bakanı Þorgerður Katrín Gunnarsdóttir, dini özgürlüklerin temel insan haklarını çiğnemek için bir kalkan olarak kullanılamayacağını vurguladı.

REYKJAVIK – Kuzey Avrupa’nın en seküler ve LGBTİ+ hakları konusunda en ilerici ülkelerinden biri olan İzlanda, bugünlerde dini dogmalar ile modern hukuk sisteminin karşı karşıya geldiği sarsıcı bir krizi tartışıyor. Tartışma, İzlanda Katolik Kilisesinin, LGBTİ+ların cinsel yönelimlerini bastırmaya yönelik faaliyetleri "manevi rehberlik" adı altında savunmasıyla alevlendi.

Devlet Kanalındaki İtiraf Tartışmayı Alevlendirdi

Kriz, İzlanda devlet televizyonu ve radyosu RÚV'da 3 Mart'ta "Kaþólska kirkjan á Íslandi hvetur til bælingar á samkynhneigð" başlığıyla haberleştirilen ve Meining adlı programda yayınlanan son bölümle patlak verdi. Programda konuşan Katolik Kilisesi Şansölyesi Jakob Rolland, eşcinsellikten kurtulmak isteyen kişilerin profesyonel sağlık sisteminde (psikologlar veya sosyal hizmet uzmanları) destek bulamadığını iddia ederek kilisenin bu "boşluğu" doldurduğunu şu sözlerle savundu:

"Bu alanda büyük bir boşluk var ve kilise olarak biz, eşcinsel eğilimlerinden kurtulmak ya da bu eğilimlerini değiştirmek isteyen insanlara yardımcı oluyoruz. Biz, kişinin kendisi ve toplum için iyi olmayan bir yaşam tarzından uzaklaşması için ona manevi bir rehberlik sağlıyoruz."

Jakob Rolland açıklamasında ayrıca, eşcinsel bir ilişki içinde yaşayan bireylerin pişmanlık duyup yaşam tarzlarını değiştirene kadar Katolik inancının en kutsal aşaması olan Komünyon (Kutsal Ekmek ve Şarap) ayinine katılamayacaklarını ekleyerek; sundukları "yardımın" kişiyi bu ruhani kısıtlamalardan da kurtarmayı amaçladığını belirtti.

Landakot Kilisesi Rejkjavik (Landakotskirkja)

Vísir Röportajında Meydan Okuma: "Tanrı'nın Kanunları Geçerlidir"

RÚV'daki açıklamalarının hemen ardından tepkilerin büyümesi üzerine Şansölye Jakob Rolland, aynı günün akşamı Vísir haber sitesinden Smári Jökull Jónsson'a verdiği röportajda geri adım atmak yerine çok daha sert ve tartışmalı mesajlar verdi.

Rolland, kilise bünyesinde "organize bir dönüşüm terapisi" yürütülmediğini, sadece "insanların bir rahiple konuştuğunu ve manevi destek aradığını" savundu. Ancak Jónsson'un, "Eşcinsel ve bundan gurur duyan insanları değişmeye teşvik etmek ahlaki olarak doğru mu?" sorusuna verdiği yanıt, tartışmayı hukuki bir boyuta taşıdı:

"Kilisenin öğrettiği şeyi vaaz etmek zorundayız. Bu çok basit. İster yasal olsun ister yasa dışı, 2023'ten beri var olan bu yasayı biliyorum. Ancak bana ne söyleyeceğimi emredecek olan İzlanda Parlamentosu (Althingi) değildir. Ben, kilisenin bana söylediğini ve İsa Mesih'in vaaz ettiğini söylemekle yükümlüyüm."

Röportajın en vurucu anı ise gazeteci Jónsson'un, "Bu konuda yasalara uymanız gerektiğini düşünmüyor musunuz?" şeklindeki sorusuydu. Rolland'ın yanıtı, dini inanç ile modern hukuk arasındaki çatışmayı en açık haliyle gözler önüne serdi:

"Evet, yasalar Tanrı'nın yasalarına uyduğu sürece sorun yok. Ancak hukukta eskiden beri bilinen bir kural vardır: Ülkenin yasaları ile Tanrı'nın yasaları çeliştiğinde, Tanrı'nın yasaları geçerlidir."

Aynı röportajda Rolland, eşcinsel yönelimin kendi başına bir sorun olmadığını savunurken, "Ancak aynı cinsiyetten biriyle cinsel ilişkiye girildiğinde, o zaman bu bir soruna dönüşür" ifadelerini kullandı. Kişilerin "yaşam tarzlarını değiştirmelerine yardım etmenin yasaklanmasını" asla meşru bulmadığını belirten Şansölye, röportajın sonunda oldukça ilginç bir iddia daha ortaya atarak, toplumda ve okullarda "gençleri heteroseksüellikten eşcinselliğe dönüştürmeye çalışan tedaviler olduğunu" öne sürdü.

"Dini Özgürlükler Tehdit Altında mı?"

Tartışma sadece kiliseye tepkiyle sınırlı kalmadı. Nútíminn’de mart ayında "Verndum trúfrelsið – nýjasta skotmark hinsegin hreyfingarinnar" başlığıyla yayınlanan analizlerde, sürecin bir "din özgürlüğü" meselesine dönüştüğü savunuluyor. Bu görüşe göre, kiliseye yönelik baskılar, inançlı bireylerin kendi ahlaki değerlerine göre yaşama ve danışmanlık alma hakkına bir müdahale olarak yorumlanıyor.

LGB International Uluslararası Temsilcisi Eldur Smári Kristinsson tarafından kaleme alınan bu analizde, LGBTİ+ hakları hareketinin artık dini kurumların iç işleyişine ve doktrinlerine müdahale etmeye başladığı öne sürülerek şu ifadelere yer verildi:

"Dini özgürlüklerimizi korumalıyız. Kilisenin kendi öğretileri çerçevesinde manevi rehberlik sunması, queer hareketinin yeni bir hedefi haline getirilmemelidir. Bu durum, inanç hürriyetine yönelik bir tehdit oluşturmaktadır."

Hükümetten Sert Yanıt: "Dini Özgürlük Bir Maske Olamaz"

Ancak İzlanda hükümeti, "din özgürlüğü" savunmasına sert bir sınır çiziyor. Dışişleri Bakanı Þorgerður Katrín Gunnarsdóttir, kişisel özgürlüklerin dini kurumların insafına bırakılamayacağını vurgulayarak şunları söyledi:

"İzlanda’da hiç kimse, bir başkasının cinsel yönelimini iyileştirilmesi gereken bir kusur gibi göremez. Dini özgürlükler; temel insan haklarını ve demokratik yasaları çiğnemek için bir kalkan olarak kullanılamaz."

İzlanda’nın Dini Dokusu ve Değişen Dengeler

İzlanda'daki inanç haritası, bu tartışmanın neden bu kadar sert geçtiğini açıklıyor. Nüfusun yüzde 58’inin bağlı olduğu resmi devlet kilisesi (Luteryen), LGBTİ+ haklarını aktif olarak desteklerken; çoğunlukla göçmenlerden oluşan Katolik Kilisesi, Vatikan doktrinlerine sıkı sıkıya bağlı muhafazakar bir azınlığı temsil ediyor. Güncel verilere göre, yaklaşık 400 bin nüfuslu İzlanda'da nüfusun %3,7'sini oluşturan yaklaşık 15 bin kayıtlı Katolik bulunuyor.

Tüm ülkeyi kapsayan tek bir piskoposluğa (Reykjavík Piskoposluğu) bağlı olan cemaatin, ülke genelinde 8 ayrı bölgesi ile ibadet ettikleri toplam 17 kilise ve şapeli mevcut. Cemaatin büyük bir çoğunluğunu başta Polonya ve Litvanya olmak üzere çeşitli ülkelerden gelen göçmenler oluşturuyor. Bu demografik ve yapısal durum, liberal ana akım toplum ile muhafazakar dini yapılar arasındaki entegrasyon ve hukuk birliği sorununu gündeme getiriyor.

2023 Yasası ve Yargı Süreci Kapıda

İzlanda Parlamentosu (Althingi), Haziran 2023'te kabul ettiği mevzuatla tarihi bir karara imza atarak "Dönüşüm Terapisi"ni tamamen suç kapsamına almıştı. Şansölye Jakob Rolland’ın "Bu alanda boşluğu biz dolduruyoruz" ifadesi, yasaklanan bu uygulamaların dini bir isim altında sürdürüldüğü şüphesini doğurdu.

İzlanda’daki LGBTİ+ örgütü Samtökin '78, savcılığın konuyu incelemesi için baskılarını artırırken; kilise yanlısı çevreler ise "manevi desteğin" bir terapi olmadığını savunmaya devam ediyor. 2010 yılında evlilik eşitliğini yasallaştıran ve dünyanın açık lezbiyen kimlikli ilk başbakanı tarafından yönetilen İzlanda, şimdi bu yeni krizin hukuki ve toplumsal yankılarını yakından takip ediyor.

💡
GÜNCELLEME: POLİS KONUYU GÜNDEMİNE ALDI: Krizin büyümesi üzerine 4 Mart akşamı RÚV tarafından geçilen son dakika haberine göre, mesele resmi makamların da radarına girdi. Başkent Bölgesi Polisi, Katolik Kilisesi Şansölyesinin tartışma yaratan açıklamalarını incelemeye aldığını ve resmi bir soruşturma başlatılması için yeterli zemin olup olmadığını değerlendirdiğini duyurdu. Eş zamanlı olarak İzlanda Adalet Bakanı da Eşitlik Ofisi'ne talimat vererek, ülkede yasa dışı olan "dönüşüm terapisinin" ulaştığı boyutlara dair acil ve kapsamlı bir rapor hazırlanmasını istedi. Krizin sonucu, "din özgürlüğü" ile "bireysel haklar" arasındaki modern sınırın İzlanda'da nerede çizileceğini belirleyecek.

Read more

İzlanda'da AB Referandum Tarihi Netleşti: 29 Ağustos 2026

İzlanda'da AB Referandum Tarihi Netleşti: 29 Ağustos 2026

İzlanda ile Avrupa Birliği arasında 2014 yılında durdurulan müzakere süreci yeni bir aşamaya geçiyor. Uzun süredir Avrupa’daki siyasi kulislerde tartışılan referandum ihtimali nihayet resmiyet kazandı. Başbakan Kristrún Frostadóttir liderliğindeki hükümet, Avrupa Birliği ile yarım kalan müzakerelerini yeniden başlatmak ve masaya tekrar oturulup oturulamayacağına karar vermek için 29 Ağustos 2026&

Türkiye, İzlanda'da Büyükelçilik Açmaya Hazırlanıyor

Türkiye, İzlanda'da Büyükelçilik Açmaya Hazırlanıyor

Türkiye, Kuzey Avrupa ve Arktik stratejisinde tarihi bir adım atmaya hazırlanıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İzlandalı mevkidaşı Þorgerður Katrín Gunnarsdóttir arasında geçtiğimiz günlerde gerçekleşen telefon diplomasisi, Ankara’nın dünyanın en kuzeyindeki başkenti Reykjavik’te yerleşik bir temsilcilik açmasıyla sonuçlanmak üzere. Bakan Gunnarsdóttir, Türkiye'nin bu konudaki talebinin geçtiğimiz