İzlandaca: 10 Asırlık Kadim Dilin İlginç Varoluş Mücadelesi
10 asırlık ve üstelik ilk gününden itibaren neredeyse hiç değişime uğramamış bir dilden bahsediyoruz, İzlandaca. UNESCO tarafından "dijital alanda savunmasız" bir dil olarak sınıflandırılan İzlandaca, Siri'ye yenik mi düşüyor?

Geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olan bir toplumun, kendi diline sahip çıkıp onu korumaması elbette düşünülemez. Ancak bu koruma çabası, ülkede kendi ana dilini kullananların sayısı 300 bin civarında ise ve ülke nüfusuna oranla gözle görülür bir göç, dijital desteksizlik ve yatırım eksikliği altındaysa, sanıldığından biraz daha zor olabilir.
Bugün İzlanda’nın ve İzlandacanın da karşı karşıya oldukları durum tam olarak bu.
10 asırlık ve üstelik ilk gününden itibaren neredeyse hiç değişime uğramamış bir dilden bahsediyoruz; İzlandaca.
İzlandacayı tanımak ve ülke içindeki önemini anlamak için İzlanda’nın Danimarka’ya karşı verdiği bağımsızlık mücadelesini iyi okumak gerekiyor. Kuzey Cermen dil ailesine (Hint-Avrupa) ait bir dil olan İzlandaca, diğer İskandinav dilleri (Norveççe, Danca, İsveççe) ile akraba olmasına rağmen onlardan çok daha farklı ve tarihi boyunca çok daha az değişime uğramıştır.
Yabancı dillerden kelime devşirmeme konusunda ve hemen tüm dillerde fonetik bir benzerinin kullanıldığı kelimelerde bile bu özen gösterilmiş; dilin saflığı ve kendi kendine yeterliliği ilk planda olmuştur. Buna örnek olarak telefon için "telephone" yerine "uzaktan konuşan" anlamında "sími", bilgisayar için "computer" yerine, "sayı" (tala) ve "kahin" (völva) kelimelerinden türetilen "tölva" kelimesinin kullanılmasını gösterebiliriz.

İzlandaca üzerindeki Danimarka ve bağımsızlık baskısı
19. yüzyılda İzlanda Danimarka egemenliği altındaydı. Yönetim, ticaret ve toplumun üst sınıfının dili Danca olmaya başlamıştı. Reykjavik'teki tüccar ve burjuva sınıfı ile özellikle Danimarkalılarla iş yapan İzlandalılar, "Dönskusletta" (Danca artığı) olarak bilinen bir dil kullanmaya başlamışlardı.
Bu, grameri İzlandaca olan ama kelime dağarcığı, deyimleri ve cümle yapısı Danca'dan ağır şekilde "kirlenmiş" bir yarı Danca / yarı İzlandaca bir dildi. Dönemin koşullarında ve toplumsal kabulde Danca konuşmak "sofistike" ve "modern" kabul edilirken, saf İzlandaca kullanmak ve konuşmak "kaba" ve "köylü" dili olarak görülüyordu.
Sınıfsal bir ayrımla, bir "köylü dili" olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan İzlandaca’yı korumak ve modernleştirmek üzere, başta Jónas Hallgrímsson (1807-1845) ve çoğunluğunu kendisi gibi Kopenhag'da eğitim görmüş aydınların (Brynjólfur Pétursson, Konráð Gíslason, vb.) 1835’te kurduğu 'Fjölnir (Süreç)' dergisi etrafında toplanarak dildeki kirlenmeye ve yozlaşmaya karşı bir hareket başlattılar.
16 Kasım İzlandaca Dil Günü ve Ödülü
Bu tarih rastgele seçilmemiştir. 16 Kasım, İzlanda'nın ulusal şairi ve modern İzlandaca'nın "kurtarıcısı" olarak kabul edilen Jónas Hallgrímsson'un doğum günüdür. İzlanda’nın Danimarka karşısında verdiği bağımsızlık mücadelesinin de kültürel ateşleyicilerinden olan Hallgrímsson adına her sene devlet tarafından İzlandaca diline yapılan katkıların ölçüldüğü bir ödül de veriliyor.
Bu yıl otuzuncusu verilen ödülü, son yıllarda kütüphanede İzlandaca dilinin gelişmesi ve korunması için yaptığı çalışmalarla dikkat çeken ve çocuk kitaplarının yayımlanmasının teşvik edilmesinin önemini kamuoyu önünde de sıkça savunan Dröfn Vilhjálmsdóttir kazandı. Vilhjálmsdóttir, yaptığı açıklamada, “İzlanda çocuk kitaplarının yayınlanmasını teşvik etmenin önemli olduğunu, çocukların giderek daha fazla İngilizce okuma materyali aradığını ve bu konuda bir yanıta ihtiyaç duyulduğunu” belirtti.

10 asırlık Sagaların dili, Siri'ye yenik mi düşüyor?
Dilin yaşaması için toplumun gündelik hayatta o dili ne kadar yoğun kullandığı, daha doğrusu kullanabildiği de son derece önemli. Düşük nüfus, ülkenin en büyük ekonomik gelir kaleminin turizm olması nedeniyle bu konuda da çeşitli zorluklar yaşanıyor İzlanda’da. Ülke genelinde hemen herkesin son derece temiz ve şaşırtıcı düzeyde iyi İngilizce kullanması, İzlanda toplumunun dil konusunda çoğu aksi Avrupa ülkesinin aksine, İzlandaca bilmeyenlere gösterdiği sonsuz anlayış ve konuşmayı hemen İngilizce devam ettirmeleri de bu zorlukların seviyesini yükselten sebepler arasında gösterilebilir.
Bu zorluklar yetmezmiş gibi genç neslin dili öğrenme ve kullanma becerilerinin gelişmesinin önündeki engellerden birisi de tartışmasız, İzlandacanın dijital varlığının ve dijital uygulamalarda kullanım oranının düşük kalması nedeniyle şirketlerin yatırım ilgisizliği sonucunda oluşan tanınmama durumu gösterilebilir.

İzlandaca, UNESCO tarafından "dijital alanda savunmasız" bir dil olarak sınıflandırılmaktadır. Ancak burada sevindirici bir not olarak, yine UNESCO'nun oluşturduğu ve geleneksel olarak dilleri, o dili konuşanların sayısına ve nesiller arası aktarıma göre sınıflandıran ‘Tehlikedeki Diller Atlası’nda İzlandacanın yer almadığını ve bu geleneksel sınıflandırmaya göre tehlikede olmadığını da belirtmek gerekir.
Dilin dijital varlığının ve kullanımının düşük olması bu savunmasızlığın ana sebeplerinden birisi. Başta Siri, Alexa veya Google Asistan'ın İzlandacayı tam olarak anlamaması, işlememesi ve kullanamaması sebepler arasında yer alıyor. İzlandaca pazarının ve kullanıcı sayısının düşük olması da elbette dilin ticarileşmesinin ve ürünleşmesinin önündeki ana engel. Bu noktada kişisel olarak çoğu yapay zekâ dil modelinde denemeler yaptım ve en başarılısının ChatGPT olduğunu söyleyebilirim; uygulama içindeki tüm versiyonlarda sesli olarak bölünmeden, karşılıklı olarak bir iletişim sürdürmek mümkün.
İzlandaca devlet korumasında öncelikli durumda
İzlandacanın korunması için özellikle ülkeye entegrasyonu süren yabancıların ve onların çocuklarının bu dili öğrenmesi ve kullanmasının da büyük bir önemi var. Devlet ve hükümet politikaları ve bütçesi içinde de bu konu oldukça önemli bir yere sahip.
Árni Magnússon İzlanda Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Guðrún Nordal geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “İzlanda’ya taşınan ve yerleşmek isteyen kişilerin İzlandaca öğrenebilmelerini sağlamanın gerekli olduğunu belirtiyor. Bu konuda komşu ülkelerin gerisindeyiz ve bu alana daha fazla yatırım yapılması ve İzlandaca’nın ikinci dil olarak öğrenilmesinin erişilebilir hale getirilmesi gerekiyor. Elbette konunun bir de dil teknolojisi kısmı var; İzlandacayı dijital dünyada güvende tutabilmek için temelleri oluşturmaya ve geliştirmeye de devam ediyoruz" dedi.

Günün önemine ve ruhuna uygun olarak yazıyı Jónas Hallgrímsson'un ilk olarak 1835 yılında Kopenhag’da basılan Fjölnir dergisinin ilk sayısında yayınlanan Ísland (İzlanda) şiiri ile bitirelim:
Ísland (İzlanda)
İzlanda!
Kutsal toprak, ve bereketi bol, ak kırağılı ana! Nerede o kadim şanın, özgürlüğün, yiğitlikteki ustalığın? Her şey geçicidir bu dünyada; senin en parlak zafer anın Bir kuzey ışığı gibi çaktı, ve çoktan sönüp gitti.
Ülke güzeldi ve özgürdü, Ve buzulların dorukları kar beyazıydı, Gökyüzü berrak ve maviydi, Deniz pırıl pırıl parlaktı.
Sonra o meşhur atalar geldi, Ve o iyi özgürlük kahramanları, Okyanusun derinliklerinin ötesinden, doğudan, Buraya, bu kutlu sığınağa.
Kendilerine yerleşimler ve çiftlikler kurdular Çiçek açan vadilerin kucağında, Sanatta ve şanda büyüdüler, Ve kendi topraklarında mutlu yaşadılar.
Yüksekte, volkanik kayaların üstünde, Öxará'nın (nehir) hâlâ aktığı yerde, Almannagjá'nın (vadi) içine döküldüğü yerde, Ataların Alþingi'si (meclisi) duruyordu.
Orada, Þorgeir mecliste durdu, Halk Hristiyanlığı kabul ettiğinde; Oradaydı Gissur ve Geir, Gunnar ve Héðinn ve Njáll.
O zamanlar kahramanlar dört nala gezerdi bölgeleri, Ve süslü gemiler kıyılarda En güzel yoldaşlarla yüzerdi, Değerli malları eve getirerek.
Yerinde saymak çok zordur, Ve insanlar için tek bir yol vardır: Ya geriye doğru gitmek Ya da yolda biraz olsun ilerlemek.
Peki bizim çalışmamız ne oldu Bu altı yüz yaz boyunca? İyiye doğru yürüdük mü, Yolumuzda ileriye gittik mi?
Ülke (hâlâ) güzel ve özgür, Ve buzulların dorukları kar beyazı, Gökyüzü berrak ve mavi, Deniz pırıl pırıl parlak.
Ama volkanik kayaların üstünde, Öxará'nın hâlâ aktığı yerde, Almannagjá'nın içine döküldüğü yerde, Alþingi (meclis) artık yok.
Şimdi Snorri'nin kulübesi bir ağıl olmuş, Ve kutsal Lögberg'deki (Kanun Kayası) funda Her yıl yaban mersinleriyle morarıyor, Çocuklara ve kuzgunlara oyuncak oluyor.
Ey siz gençlerin kalabalığı!
Ve İzlanda'nın yetişkin evlatları!
İşte böyle ataların şanı unutulup gitti!
